Balabanu / Balaban Aşireti

Selepure / Ocakbaşı Köyü

Bu araştırmayı Kamer ÇİNAR, köylerimizde doğup yaşamış, yaşlanmış ve bu gün büyük çoğunluğu hayatta olmayan şahıslardan edindiği bilgilerle sizlere sunmaktadır.

TARİHÇE:

 

Güzku (Kuzulca) Köyünde ikametinin devamında Balaban’ın Çocukları;

Hasan      ;  Çors Köyü’ne

Hüseyin   ;  Goyku (Pelitli)

Ali            ;  Göneli Köyü’ne

Süleyman;  Süleyman Uşağı Köyü’ne yerleşmişler.

 

Hasan’dan doğma çocukların bu güne kadar ikamet ettikleri ve mülk sahibi olduğu yerler:

 Taşlık(Çors), Tosunlar(Şevkar), Avcılar(Kiştim), Zakkeğ, Kurtdere.

 

Hüseyin’den doğma çocukların bu güne kadar ikamet ettikleri ve mülk sahibi olduğu yerler:

Pınarlıkaya (Hınzoru), Avcılar(Kiştim), Derebük(Kulokomu), xırcan Mezrası(Taşlık Köyünde), Ünveren(Mukuf), Goyku(Pelitli ), Sansa, Ekrek, Başpınar(Tolustan), Golu(?), Astakomu, Hınıs

 

Ali’den doğma çocukların bu güne kadar ikamet ettikleri ve mülk sahibi olduğu yerler:

Dereköy, Elmalı Dağyolu(Şeteri), Göneli, Gole(Bük’ün üstündeki köy), Aprik, Gövürge.

 

Süleyman’dan doğma çocukların bu güne kadar ikamet ettikleri ve mülk sahibi olduğu yerler:

Süleyman Uşağı, Küllü, Ocakbaşı(Selepür), Sansa, Hınıs(İbrahim Ağa Komu)

 

Bu gün Sansa Deresi olarak anılan bölge son zamanlara kadar; (Balaban Sarıkaya Köyünden başlayıp Vican(Yollar Üstü’ne kadar) “Balaban Deresi” olarak anılırdı.

 

Süleyman’ın Süleyman Uşağı Köyü’ne yerleşimi  ortalama (315) yıl öncesine denk düşer. Bu tarih tamı tamına doğrulanmış değil.

 

Örneğin Balaban’ın oğlu  Süleyman’dan;

 

Süleyman – Mikail – Murteza – İbrahim – Ali – Aziz – İbrahim – M.Ali Çinar.

Süleyman – Mikail – Murteza – İbrahim – Süleyman – Hasan – Haydar – Mehmet Çinar

Süleyman – Mikail – Murteza – Hüseyin–Ahmet–Keko–Hıdır–Ali Haydar-Hasan Akbulut

Süleyman – Mikail – Bol – Ali – Gülabi – Kamer – Kamer – Haşim – A.Haydar Karaçay

Süleyman – Mikail – Bol – Ağa – Keko – Ali – Keko – Ali – Binali – Mustafa Öztop

Süleyman – Mikail – Bol – Ağa – Keko – Dilber – Mehmet – Hasan – Vahap Öztoplu

 

Her bireyin, yaşadığı çağlardaki ömrün ortalamasını gözeterek  60  yıl yaşadığını düşünürsek, Örneğin Süleyman’dan – M.Ali Çinar’a  kadar 8(9) kişinin ömürlerinin toplamı  480 - 540 yıl eder.

Baba ile oğulunu iç içe, birlikte yaşadığı ömür birlikteliği farkını( oğullar doğduğunda babaların 25 yaşında olduğundan hareketle)  hesaplayıp toplamdan düşersek,

8(9) Dede x 25 Yıl = 200 - 225 yıl eder. 

8(9) Dede x 60 Yıl =  480(540) – 200(225)  =  280- 315 eder. 

 

Balaban-Süleyman-Mikail-Murteza-İbrahim

Balaban-Süleyman-Mikail-Bol

 

     Yukarıdaki hesap mantığıyla düşünürsek;

Bundan ortalama  175-200 yıl önce;

Süleyman’ın torunlarından; Murteza, Çolak, Dugurt Aileleri Küllü Köyü’nde

Ağa, Abbas, Cafer, Ali ibrahim Aileleri de Süleyman Uşağı Köyü’nde yaşamlarını idame ederken,

Mikail’in Oğlu Bol Aşağı Selepür’e gelip orada bir kom yapıp yerleşmiş. (Sonradan bu evin yarısı İsmail Karadağ, diğer yarısı da Mahmut Tunç Aileleri tarafından kullanılmıştır)

Murteza’nın Oğlu İbrahim  de Dürnük’e gelip bir kom yapıp yerleşmiş. (Bu ev Sarıçimen Ailesince kullanılmıştır)

Dürnük’e yerleşen İbrahim’in üç oğlu var: Süleyman, Ali, Mustafa.

 
DÜRNÜK:

O tarihlerde Dürnük arazisi Alihanlılar’dan bir ailenin elinde. Aynı ailenin Derebük sınırları içinde de ekip-biçtikleri arazileri varmış.

İbrahim’in bekâr oğlu Mustafa’nın, Alihanlı Ailenin gelini ile gönül ilişkisi sonucunda, Alihanlı Aile Mustafa’ya pusu kurup öldürmüş. Mustafa’nın ailesinden gelecek tepkiden çekindikleri için de, aynı gece evini toparlayıp yükleyerek karşı köylerden Dereköyü’ne göç etmişler.

Bu tarihlerde Derebük Köyü’nde ikamet eden  Hüseyin Bulut ve Dursun Ordulu’nun Dedeleri (Çe Torne Worde diye anılır) Dürnük’lü İbrahim ile anlaşarak öldürülen Mustafa’nın hayatına(kan bedeline) karşılık  göç eden Alihanlı Ailenin topraklarına el koyup ve ekmeye başlamışlar. Böylece Dürnük’ün yeni sahipleri bu güne kadar yaşamlarını bu topraklarda idame eden dedelerimiz olmuşlar.

Dürnük’te bir de  Derviş Pozıl(Bektaş’ların piri), bu gün de kendi adıyla anılan arazide yaşamını idame etmekteymiş.

 

Devamındaki yıllarda İbrahim ve Bol’un kardeşleri ve diğer aile bireyleri de gelip Dürnük’e ve Selepür’e yerleşmişler.

 
ESKİ SELEPÜR
:

Pute Tepesi eteklerindeki Eski Selepür için de aile büyüklerimiz şöyle anlatılırlardı;

Qeroğlu adıyla anılan bir ailenin yaşadığı, hayvancılık ve tarımla uğraştıkları, tarım için Hantta arazisini ekip biçtikleri anlatılırdı. Hantta harmanlarından elde ettikleri buğdayları çuvallara doldurarak öküz sırtında Eski Selepür’e taşırlarmış.

Aileden sürekli yiyecek vs. isteyen eşkıya, yetmezmiş gibi  hanenin gelinine göz koyup, metazori sahip olmak isteyince, aile bireyleri oturup bu beladan nasıl kurtulacaklarını düşünürler.. Bir planda anlaşırlar: Büyük ve geniş ev damının giriş ve çıkış kapıları ayrıdır. Gelin Eşkıyanın(kaç kişilerse) tekliflerini kabul etmiş gibi davranarak giriş kapısından kişileri tek tek içeri alacak, çıkış kapısından da çıkacaklar.

Eşkıya kapıya dayanınca plan uygulanır. Gelinin içeriye teker teker aldığı eşkıyaları,  aile bireyleri içeride sessizce öldürürler.

Eşkıyanın geri kalanından çekinen aile evini barkını yükleyerek Hınzoru’ya göç eder.

Bahse konu olan bu yerdeki binaların ve mezarlıkların kalıntıları mevcut olup, hala görülebilir durumdadır.

 
MEVÜK:


Mevük Mezrası, bilinenden beri Alihanlıların yerleşik olup yaşamlarını temin ettikleri ve idari olarak Selepür Köyü’ne bağlı mezramızdır.

 
ÇÖLÜK
:


Çölük Mezrası ” Çe  MOŞ”  adıyla anılan Hemkanlı(Hemoçuklu) bir ailenin elinde iken:

Mehmet Gülşen’in Dedesinin Dedesinin Babası Hüseyin’in (Mehmet Gülşen-Paşa-Halil-Gülabi-Halil-Hüseyin) kızkardeşi Emine Hanım, Moş’tan kardeşi için satın alıyor. Bu güne kadar da Mehmet ve Yemoş Gülşen Kardeşlerle, marabalarının ikamet ettiği, idari olarak da Ocakbaşı Köyü’ne bağlı bir mezramızdır.

 
OCAKBAŞI:


1967 Yılında yöremizde aşırı yağışlar oldu. Toprak suyla fazla yüklenince; Selepür ve Dürnük’ün hemen arkalarındaki yamaç arazide kaymalar ve kopmalar olmaya başladı.

Bu durum Muhtarlıkça Vilayete bildirildi. İmar-İskan Müdürlüğü toprak kaymalarını yerinde gördükten sonraki aylarda her iki mezranında yerlerinin değiştirilmesi gerektiğine karar verdi. Köy İhtiyar Heyeti yeni yerleşim yeri için bir kaç yer gösterdiyse de, Bakanlıktan gelen jeolog, Dürnüklülerin mülkiyetinde bulunan Can Tarlalarını zemin sağlamlığı nedeniyle yerleşime uygun buldu.

 

56 Hane arsa talebinde bulundu.

Bakanlık onayı, proje-plan derken, kur’a lar çekildi. Herkesin arsaları belli olduktan sonra, arsalarını takas edenler oldu. Temeller arsa sahipleri tarafından kazıldı. İnşaatlara başlandı. Arsa sahipleri de bir taraftan ahır-samanlık yapmaya başladılar.

 

Can tarlasındaki konutlarda ilk ikamete 1970’in sonbaharında Haydar Akpolat ile başlandı ve sonrasında Ali Polat, Dursun oğlu Hüseyin Çinar, Hasan Çinar, Mehmet Aslan geldiler.1970-71 Kışında bu beş aile Can Tarlasında kaldılar.

 

1972 Yazında Köyümüze beş kilometre uzaklıktaki Pute Ziyareti eteklerinden su getirildi, köy içine çeşmeler yapıldı. Bahçelere meyve ağaçları, çevrelerine kavak, söğüt dikildi. Kimileri arsalarını briketle çevirdiler ve taşınmalar yoğunlaştı.

Kaynak : www.ocakbasikoyu.com/default.asp