Balabanu / Balaban Aşireti

Dersim Alevi- Kirmanc Soykirimi

Dersim Alevi- Kirmanc Soykirimi 







Kirmanciye:

Dersim sorununa 1925 ten itibaren bakmiyorum.Caldiran hatta öncesinde Otlukbeli savasindan itibaren bakildiginda tezimin dogrulugu görülecektir.

Osmanli döneminde genelde Kizilbaslara ,özelde de (konumuz Dersimle ilgili oldugundan) Alevi-Kirmanclara karsi Osmanli tarafindan yapilan ve Ittihat Terakki dönemine kadar süreci tamamen inancsal boyutlu bir saldiridir.Tazminat dönemi de bunun icindedir.Bu Osmanli boyutu.


Bu dönemden sonra Kirmanciye dedigimiz bir siyasallasma süreci vardir.
Dolayisiyla Kirmanciye hem inancsal hemde siyasal bir icerige sahipti.
Bu cografyadaki insanlarin öncesinden itibaren topragi, dili , inanci ve siyasallasmis bir ülke istekleri vardi.Kirmanciye , Dersim; Alevi olan Kirmanclarin birligidir.Inancsal ve siyasi olarak biri digerinden ayri düsünülemez , eksiltilemez.

1925 ten sonraki dönem siyasi bakimdan daha yogun bir dönemdir.Bu devletler arasi savaslar, Rus,Ermeni ve Türkiyenin Dersimi kendilerine katmaya calistiklari, Dersimin de kendi savunma ve otoritesini saglamaya yönelik hareket ettigi oldukca yogun bir sürectir.
1925 ten itibaren Kirmanciyenin katliam süreci noktalanmistir.Baslamistir demiyorum cünkü 500 yil öncesinde baslamis bir sürec artik noktalandirilmistir.

Dersimle ilgili meclis görüsmeleri 1925 te basladigina göre katliamin baslangici da bu tarih olarak alinmalidir.
1925 ten önceki Seyh Sait Ayaklanmasi M.Kemal ve cevresininin 1924 te Musula girme hayallerini suya düsürmüstü.Musul gözden cikarilarak bu " ic sorunla" ilgilenildi. Hemen ertesinde de cikacak yeni " sorunlarin" ( bilindigi gibi Mecliste ve yönetimce Dersim "ciban" olarak aniliyordu) önüne gecilmesi emri verildi.

...
Bir inanci tasiyan bir halkin toplumlar tarihinden silinmeye calisilmasindaki süreci bütünselligiyle degerlendirdigimde Alevi-Kirmanc Katliami olarak görüyorum.

( Ayrica Ayaklanma denilmesi taraftari da degilim.Cünkü ayaklanma degil savunma durumu sözkonusudur.Kendisine yapilan saldirilara karsi bir savunma vardir.En dogru tanim soykirimdir. ) 

 
Kirmanciye / Dersimin Son 1000 Yillik Tarihi

Dersimde yapilan arkeolojik kazi ve buluntulardan bu yörenin neolitik cagin sonlari ve Kalkolitik Cagda yasam ve yerlesim yeri olarak kullanildigi, yerlesik ve tarima dayali yasamin olustugu görülmektedir.Cemisgezek – Pulur , Tepecik ve Tulintepe kazilarindan yerleşik yaşamın Kalkolitik çağda (MÖ. 5500- 3500 yıllarında) başladığını göstermektedir.
Pulur ve Tepecik’te rastlanan neolitik tabakalar bölgenin kültür tarihini 5500-6000 tarihine götürmektedir. Kazılarda çıkan hububat çeşitleri ve evcil hayvan kalıntıları ise, burada MÖ 5000’den beri geniş çapta tarım kültürünün varlığını ortaya koymaktadır.Bu insanin Dersim cografyasinda ne zamandan beri varolduguna dair net bilgileri bir yana birakarak konumuz olan son bin yil daha sonrada inanc ve etnik temelde son 500 yili üzerinde durulacaktir.

MS.395 ten sonra Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına
giren Dersim Sasani ve Bizans orduları arasindaki mücadeleye sahne olur. Sasaniler Zerdüslüge dönüsü saglamaya calisirken bir taraftan da Hristiyanlik kabül ettirilmeye calisiliyordu.Pavlikanlarin yerlesim yerlerinin burada bulunmasinan dolayi Bizanslilar bu bölgeye her zaman saldirmis ve buradaki Batini düsünceleri savunan halki yok etmek icin katliamlar gerceklestirmislerdir.

M.S. 10.YY. da Dersim Bizans egemenligi altindayken Deylem bölgesinden gelen yeni bir göcle karsilasti.Burada Eski Dersimliler (Mileto Khan ) ve diger halklar bulunmaktaydi.
Bava/*Babalar / Babailerin de bu göc dalgasi ile bir bölümünün bu dönem de geldigi ve Dersime yerlestigi düsünülmektedir.

Bizans döneminde batini inanca sahip olan Pavlikanlar / Paulikanlar cok siddetli bir bicimde kiyima ugradi,cogu öldürüldü.Bir kismi sürüldü yada buradaki halklarin arasina karisarak eridi.Paulikanlar; Dogu Dersimin Quzikan / Pülümür, Derxene / Tercan ve Gexi / Kigi civarlarinda Ermeniler ile ayni cografyada yasamaktaydi.Binlercesi öldürüldü,kölelestirildi yada yerlerinden edildi.

Roma ve Bizans Imparatorlugu dönemi ile ilgili baska bir önemli konuda yörede bulunan kimi yerlesim yerlerinin isimlerinin, kilise ve benzeri tapinaklarin cogunlukla Ermeniler döneminden kalmis oldugu yanilgisidir.
Urartular döneminden kalan Altintepede yapilan kazilarda Bizanslilarin burasini restore ettikleri ve ibadet yeri olarak kullandiklari cikan mozaik ve diger tarihi eserlerden anlasilmaktadir.Ayrica Tzumina / Chimin,Thijan,Vican/Bizana gibi Latince kökenli yerlesim yerlerinin isimleri de bu dönemden kalmadir.

Bu dönemde burada Ermeniler ve Pavlikanlar ile Bizanslilarin genellikle bürokrat, askeri ve dini yöneticileri oldugu düsünülmelidir.

Yedinci yüzyildan itiaren Islam ordularinin isgali sözkonusudur.Habib b. Mesleme ve ayrica İyaz b. Ganm ,Umayr b. el-Hubâb el-Sülemî gibi Emevilerin komutasinda Kemaha kadar ilerledikleri ve buralari isgal ettikleri görülmektedir. Isgal edilmesine karsin daha cok vergi baglanmak süretiyle yönetilmeye calisilmistir.

1200 lerin ortalarina dogru Bizans Ortodoks Patriği ve Katolik papa lX. Gregory Balkanlarda ve Macaristan da bulunan Alevileri ve Batini inanca mensup insanlarin öldürülmeleri icin görüslerini aciklarken ,1240 yilinda Anadolu Selcuklu Devleti sultani II.Keyhürev de Amasyada bulunan Baba Ilyas ve Alevilerin üzerine saldirdi.Anadolu ve Balkanlarda ayni zamanda Alevi-Bektasi ve batini inanca mensup toplumlara karsi toplu katliamlar baslamis oluyordu.
Adiyaman da bulunan Baba Ihsak önderligindeki halk hareketine Türkmen,Alevi inanca bagli olan halkin yani sira diger etnik ve inanctan halklarda bu ayaklanmaya destek verdiler.

Anadolu da Dersimlilerinde icin de bulundugu ve kisa zamanda cok büyük sayiya ulasan ayaklanma; önce Selcuklu ve Hristiyan askerlerini , sonra da Germiyen ve Sünni-Kürtlerden olusan kuvvetleri yendi.Selcuklu zülmünün yikilmasi, esit,özgür bir yasami amaclayan yönetim icin yapilan baskaldiri; Malya Ovasinda Frenk askerleri tarafindan ancak bastirilabilmistir. Ayaklanmaya katilan halk ve önderleri kilictan gecirildi.Buna ragmen Alevilik kendi inanclari dogrultusunda yoluna devam etti.

1402 de merkezi Diyarbakirda olan Akkoyunlu Devleti sinirlari 1453 te Horasandan batida Firat sinirina kadar ulasmisti.O dönemde Osmanlinin basinda olan Fatih Trabzon üzerine sefer yapti.Akkoyunlu Devletinin basindaki Uzun Hasan da Trabzon imparatorunun kızıyla evliydi ve Osmanlı ordusunu durdurmak için Trabzon'a kuvvet gönderdi ve Osmanli ordusunu yendi. Fatih, 1461'de Trabzon'u aldıktan sonra Akkoyunluların üzerine sefere çıktı. Uzun Hasan 11 Agustos 1473 te Otlukbeli Savaşında Fatih karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu yenilgiden sonra topraklarındaki siyasal ve askeri gücünü büyük ölçüde yitirdi.1478 de Uzun Hasanin ölümünden sonra taht kavgalari sonuncunda devlet zayifladi ve yikildi.Sah Ismail öncülügündeki 1507 de Safevilerin eline gecti.

Konumuz geregi daha son 500 Yillik sürec üzerinde durulacaktir.



Dersimin Son 500 Yillik Tarihi:Katliam,Asimilasyon ve Yok Etme Politikalari

Akkoyunlular Devletinin yerini alan Safevi Devleti döneminde Osmanlilara karsi gelisen Sah Kulu ve Nur Ali ayaklanmalari da Alevi Ayaklanmalari oldugundan dolayi Dersimi de birebir ilgilendirmis ve etkilemistir.
Sah Kulu ayaklanmasi Sivas ve cevresinde olmus, Sah Kulu Sivas yakininda öldürüldükten sonra ayaklanma bastirilmistir.
Nur Ali Ayaklanmasi Tokat,Corum , Amasya, Erzincan agirlikli olmus ve Nur Ali Erzincan yakinindaki Göksu da yenildikten sonra Safevilere siginmistir.Sah Ismail bu ayaklanmayi desteklemedigi bir yana Irana gidip siginan Alevileri de katlettirmistir.
Nur Ali 1514 teki Caldiran Savasinda Osmanlilara karsi Safevi cephesinde yer almis ve savasmistir.
Osmanlinin Alevi cografyasina karsi saldirilari batini inanci tasiyan bölge insanini ve dolayisiyla da Dersimin Safevilerden yana tavir almasini saglamistir.Fakat yardimlarina karsilik Sah Ismail ve ordusu da Osmanliyi aratmayacak kaliam ve iskencelere imza atmistir.Osmanlinin zülmünden kacan ve Tebrize giden binlerce insani öldürtmüs , önderlerini kaynar su dolu kazanlara attirarak öldürtmüs , geriye kalan az sayidaki cocuk ve kadinlari köle olarak halka vermistir.


Sonun Baslangici:


Yavuz iktidara babasi II. Bayazidi 1512 de tahtan indirterek yerine gecti.Babasi kardesi Cem Sultan ile 14 yil süren taht kavgalarina girmis ve bu dönemde Anadoluda bircok Alevi ayaklanmasi gelismisti. Yavuz Sultan Selim, Safevilere karsi sefere cıkarken arkasında kendisine karşı çıkabilecek bir güç olsun istemiyordu.Alevilerin Safevilerden yana tavir alacagini biliyordu.Bu amacla fetvalar yayinlatti ve binlerce Aleviyi kilctan gecirdi.

Yavuz un henüz sehzade iken yazdigi bu “methiye”; o zamanlar Safevilerin egemenligindeki Alevi cografyasi ,Dersim de dahil Aleviler hakkindaki düsüncelerini acik bir sekilde ortaya koymaktadir:

Olmadan şehzade şahı Mülkü Rum*
Eyledi Mülk-ü Kızılbaş’a hücum
Vardı Erzincan’a ol çapet suvar
Surhu Ser cemmini etti tarumar


(Akt. Ali Kemali, Erzincan Tarihi, s. 71


Yavuz Safevilerden önce Alevilerin yok edilmesi icin Müftü Hamzaya ;

"Ey Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki,
Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin şeriatını, sünnetini, ıslam dinini, iyiyi ve doğruyu açıklayan Kuran'ı küçük gördüler. Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden veya yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. Bu gibi kimselerin topluluğunudağıtmak bütün Müslümanların görevidir. Bu arada Müslümanlar'dan ölen kutsalşehitlerin yeri yüce cennettir. O kafirlerden ölen ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. (...)
Bu türlü topluluk hem kafir ve imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. Bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir."


Ibni Kemal de;
"...
Kızılbaş topluluğu şeri yasalar gereği öldürülmeleri helaldir.
Islam askerlerinden onları öldürenler gazi, ellerinde ölenler ise şehittirler."
fetvalarini cikarttirdi.

Yavuzun Caldiran Savasini kazanmasi Anadolu ve bununla beraber Dersim Alevileri icin bir dönüm noktasi olmustur. Aleviler ve bununla beraber Dersim Yavuzun tahta ciktigi tarihten baslayarak öncekilere göre daha da büyük ve sistemli sayisiz katliama ve saldiriya ugramislardir.


Çaldıran Savasi öncesi ve sonrasındaki iki yıl içerisinde Anadolu'da Büyük Alevi katliamlari gerçekleştirildi.Sah Ismailden beklenen destegin alinmamasi ve Yavuza yenilmesi de bunlarin olusmasina yol acan baslica nedenlerdendir.
1512 yindan baslayan ve 1527 yilina kadar süren Bozoklu Celal,Sah Veli, Baba Zünnun ayaklanmaları da kanli bir sekilde bastirildilar.

Yasanan bu durum ve yenilgiler Alevilerin yasam alanlarinin daralmasina,baski ve katliamdan kacisina,saklanmalarina yol acmistir.
Amasya,Sivas,Corum,Tokat,Adiyaman gibi Alevilerin yasadigi cografyalara devletin ve askerlerinin ulasmasi cografik olarak Dersime göre daha kolaydi.Bu bölgelere devletin ve askerlerinin ulasmasi Dersime göre daha olanakliydi. Buralarda ki Aleviler genelde dag köylerine,ormanlara,ulasilmaz yüksekliklere siginmislardir.Bugün bile bu özellik hala belirgin olarak görülmekte; Alevi köyleri genelde kirsal ve dag sirtlarinda iken Sünniler ovalarda ve verimli araziler de yasamaktadirlar.Bu durum genel de Alevi nufüsunun yasadiklari bütün cografyalarda asagi yukari aynidir.

Dersim Alevileri bu konuda biraz daha sansli sayilabilir.Cünkü derin vadiler,ulasilmaz daglar, engebeli arazi sartlari Dersimlileri disaridan gelen saldirilara karsi korunak görevi yapmistir.
3000 metrenin üzerindeki daglar saldirilara karsi korumus ve yok olmamalarini , hayatlarini sürdürmelerini saglamistir.Bir baska avantajli olan noktada Islamin bu cografyada mensuplarinin az olmasi yada hic bulunmamasidir.Etkilenme bu sekilde en aza indirilmistir.
 
Kirmanciye Anlasilmadan Dersim Anlasilmaz:

Burada bir seyi vurgulamak gerekirse Dersim denildiginde bugün anlasildigi anlamiyla „Tunceli“ ili akla gelmemelidir.
Dersim; Sivasin dogusundan baslayarak,Erzincan,Erzurum - Hinis, Bingöl,Elazig,Mus illerinin de bütün yada bir kismini kapsayan bir cografyanin tarihteki adidir.Dersim; bati da Sivasin Imranli,Zara ve Hafik ilcelerinden baslar ve Erzincan i icine alarak doguda Erzurum Hinisa varir.Güneyinde ise; Elazig,Bingöl ve Mus bu cografyanin icinde yer alir.Siyasi merkezi genelde Hozat,Cemisgezek ve Ovacik ilceleri olmustur.

Dersim bircok ulus ve halklari barindirmis veya barindirsa da genel cogunlugunun özelligi; Alevi ve Kirmanc olmasidir.Alevilerin yanisira burada bulunan inanc ve dinler yine Batini agirliklidir.
Demografik olarak bu kadar yüksek bir oranda olan Kirmanc ulusu ve Alevi inancindan olan Dersimlileri disaridan gelen saldirilar onlari birbirine yakinlastirmis ve birlestirmis ve adeta bir savunma refkesi olusturmustur.Bununla beraber; disariya karsi kapali bir topluma dönüsmüs ve kendi yasam kurallarini,kültürünü,siyasi ve inancsal yapisini kurmus ve yürütmüstür.Bu gerek asiretlerden olusan bir yapida gerekse Ocak sisteminde kendini belli etmektedir.(Bugün bircok Alevinin bagli oldugu 12 Ocagin Dersimle ilgisi önemlidir.)

Alevi – Kirmanc bu ulusun konustugu dil büyük ve belirgin bir oranda Kirmancki ve Kisrdaskidir.Bunun yanisira Kurmanca/ Kürtce konusanlar da vardir.
Kirmanclar dillerine Kirmancki, yasadiklari cografyaya Kirmanciye, inanclarina da Raa Heq / Hakk Yolu derler.

Dersim Elmanin Kabugu Degil Cekirdegidir:

Kirmanciye yukarida belirtildigi gibi Dersim cografyasidir. Kirmanciye ( Milete Ma) denildiginde bu cografyadaki Aleviler kastedilir. Kirmanciye; Alevi Kirmanc – Kirdasi ülkesininin karsiligidir.
Kirmanciye inancinda Eli / Oli,Duzgi ve Xizir büyük bir öneme sahip olup ilk siralarda gelmektedir.Elinin Aliye, Xizirin Hidira , Duzginin Düzgüne dönüsmesi Islam / Osmanlinin katliamlari sonucudur.Dilbilgisi ve Kirmancki hakkinda azda olsa bilgisi olan bir insan Kirmanckide Aliye Ali denildigini Eli denilmedigini bilir.Bugün Iranda yasayan az sayidaki Ehl-i Hakk inancina sahip insanlarda Dersimliler gibi Ali degil Eli derler.O halde ortaya cikan sonuc; Ali ve elinin birbirinden farkli kavramlar oldugu ve ayni seyler olmadigidir.
Baslarda Alevilerin kendilerine karsi yapilan katliamlara set cekmeleri amaciyla kullandiklari bu yöntem (Eli ve Ali kombinizasyonu) daha sonralari bir Islam asimilesine ,bir kisminin Islamla iliskisinin olduguna inanmaya baslamasina neden olacaktir.Alevilik bu ve bunun gibi yanlisliklarin önüne gecmek ve cözümünü bulmak zorundadir.

Yine günes,ay, dag,nehir, göl, ve agac kültleri halk tarafindan inancin ziyaret yerleri olarak kutsanmistir. Bir cok dag, nehir, göl Alevililik icin önemli olan isimlerle anilir.Linga Xizir, Kemere Xizir, Gole Xizir, Kemere Duzgi, Koe Duzgi Bavayi,Ceme Muziri vb...
Doga ile bu derece icli-disli olmak,onlara saygi duymak; bize doga tanriciliginin bu cografyada önemli bir yeri oldugunu da gösterir.Ayni zamanda cok eskilere dayanan bir toplum ve inanc olduguna da bir isarettir.

1473 ten itibaren Osmanli Dersim disindaki Alevilerin yasadigi yörelere girmis ve katliamlar yapmis , her seferinde Dersimden eli bos dönmüstür diyebiliriz.Cografik yapisi geregi Ic Dersime hicbir zaman girilememis, bir ic ülke konumunda yasamaya devam etmistir.Bundan dolayi inancini ve dilini disariya karsi korumasini saglamis,Osmanlinin ve Sünniligin etkisine girmemis ve dogalligi icinde bir sürec izlemistir.


Dersim kendi icinde kollektif ve komün yasami gelistirmis ve kurumsallastirmistir.Birlikte yasami ve emegi üretebilmis ve hayata gecirebilmistir.

Yüzlerce sene devletin mahkemelerine ihtiyac duymadan kendi aralarindaki sorunlari cözebilmistir.Bunuda inancinin sayesinde gerceklestirmistir.Aralarinda sorun olan kisi yada aileler Pir , Rayber yada Mürsitin öncülük yaptigi bir nevi Halk Mahkemeleri diyebilecegimiz
toplum üyelerinin de hazir bulundugu kurumlardan cikan sonuca göre cezalandirilirdi.Her iki taraf ve sahitler dinlenir, Dara cekilir buradan cikan sonuca herkes razi olurdu.



Yüzlerce hatta binlerce yillik inancini duru ve öz bir bicimde yasayan Dersim bu noktada önemli bir kaynak görevi görüyor.Önemli olan noktalar; baska din ve inanclarin etkisinde kalmadan bu inanci iyi analiz etmek,kökeninden günümüze kadarki gelisimini ve ögretisini dogru sekilde kavramak ve bunu kendi insanina dogru bir sekilde aktarmaktir.
Dersimin kaybedecegi degerler ayni zamanda Aleviligin zarar görecegi degerlerdir. Bu yüzden Dersime sahip cikilmasi ve korunmasi gerekmektedir.



Dersimden Tunceliye, Tazminattan Cumhuriyete Giden Yol:



Tazminat Döneminde Dersimde;Osmanli-Safevi arasindaki rekabetinin yerini Osmanli-Rus rekabeti alir. Iki ülke arasindakisavaslarin baslicalari;1828-29, 1853-54, 1877-78 ve 1914-17 yillarinda yapilanlardir.Hem iki ülke arasindaki savas ve cekisme hemde Osmanlinin Dersime karsi yaptigi saldirilar Dersimin dolayisiyla burada yasayan Alevilerin hergün saldiri ve yikimla karsi karsiya kalmasina sebep olmustur.
1828 de Osmanli padisahi Mahmut Mustafa Reşit Paşa kumandasında Dersim’e bir ordu yollar.
1853 Kirim Savasi döneminde ve sonrasinda Dersim bir daha Osmanlinin saldirisina ve isgaline sahne olur.Isgal edilen yerlere Osmanli askerleri yerlestirilir.Bircok asiret lideri ve yol önderi Sinop ve budine sürgüne gönderilir.
1860 li yillarda Muzir ve Sey Süleyman önderligindeki Dersim Osmanlidan kendi özyönetimlerinin taninmasini, Kirmanckinin yönetim dili olmasini talep eder.
1860-1877 arasinda Erzuruma cagrilan Dersimliler kazanilmaya calisilsada basarili olunmaz.
1880 de Hozat merkezli Dersim vilayeti olusturuldu. Hozat´ta, bir hükümet konağı, bir kışla, bir de cami ve okul yapıldı. Bir miktar Türk nufüsü da bu tarihte yerlestirildi.
1875 te Gazi Ahmet Muhtar Paşa Dersimlileri toplantiya cagirsa da Dersim önderlerinden Sey Süleyman ve Muzir Erzuruma gitmez.
İkinci Abdülhamit dönemindeki 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Savasinda Safii Kürtlere ferman gönderip „Alevilere ve Moskoflara“ karsi savasa girmeleri bildirilir. Fazıl Ferit ve Derviş Müşir öncülügündeki Osmanli ve Hamidiye Alaylari Dersime saldirirlar.Bircok kisi öldürülür ve mallari yagma edilir.
1892 Koçan asiretine karsi harekat yapilir ve büyük saldirilar düzenlenir.
1893 yilindan baslayarak 14 sene süren saldirilar bu sefer daha genis bir cografyaya yayilir.(Elazıg, Malatya ve Erzurum)
Osmanli padisahi Abdülhamit Dersim`de Nakşi tekkelerinin kurulmasıni ve Seriata göre hukugun uygulanması önerir.

1903 yilinda Dersim Mutasarrıfı Arif , Dersim`in “ıslah” esaslarına ilişkin bir rapor hazırlatır. Aynı yılın sonlarında Dersim Mutasarrıfı Celal de 1903-1906 yıllarını kapsayan bir “ıslahat” raporu sunarlar.

1907 Yarbay Halis Bey yedi tabur askerle Semkan aşireti üzerine gönderilir.Bu catisma da yarbay Halis ölür.

1908 Neşet Pasa yönetimindeki Osmanli ordusu 22 tabur ile saldiriya gecer.
1909 Pülümür ve Erzincan üzerinden Dersime yeni bir saldiri gerceklestirilir.
1914 yilinda Rus Carliginin isgali ve Dersime kadar dayanmalari karsisinda Osmanli / ittihat terakki Dersimlileri yanina cekmek icin „ din kardesligi ve benzeri“ politikalarla yanina cekmeye calissa da bunda basarili oldugu söylenemez.Dersimliler bir yandan Osmanliya güvenmezken diger taraftan da büyük kismi Ruslarin Dersimin iclerine girmesine taraf olmazlar.Bu noktada tam bir birlik olusmamis olsa da Ruslar dersim iclerine girmeye cesaret edemezler ve yer yer catismalar yasanir aralarinda.

1916da Kolordu Kumandanı Şevket liderligindeki ordu gücleri Cerkez Alaylarıyla birlestirilerek Pertek ve Çarsancak bölgelerine saldirilar düzenlenir.Köylerin büyük bir bölümü yağma edilir ve yakılır.Agir kayiplar sonucunda Dersimden geri cekilme emri verilir.

Tazminat Döneminden 1938 e kadar olan sürec siyasi bakimdan daha yogun bir dönemdir.Bu devletler arasi savaslar, Rus,Ermeni ve Türkiyenin Dersimi kendilerine katmaya calistiklari, Dersimin de kendi savunma ve otoritesini saglamaya yönelik hareket ettigi oldukca yogun bir sürectir.
1925 ten itibaren Kirmanciyenin katliam süreci noktalanmistir.Baslamistir demiyorum cünkü 500 yil öncesinde baslamis bir sürec artik noktalandirilmistir. 
"Musul elden gitti bari Dersim gitmesin":


Dersimle ilgili Meclis görüsmeleri 1925 te basladigina göre buraya yönelik en büyük katliamlardan birinin baslangici da bu tarih olarak alinmalidir.
Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey, Şubat 1926’da hükümete sunduğu raporda, "Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıban başıdır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti için mutlaka lazımdır" demistir.


1925 ten önceki Seyh Sait Ayaklanmasi M.Kemal ve cevresininin 1924 te Musula girme hayallerini suya düsürmüstü.Musul gözden cikarilarak bu " ic sorunla" ilgilenildi. Hemen ertesinde de cikacak yeni " sorunlarin" ( bilindigi gibi Mecliste ve yeni cumhuriyetin yönetiminde Dersim "ciban" olarak aniliyordu) önüne gecilmesi emri verildi.

Musulun kaybedilmesi Cumhuriyet ve yönetimi icin büyük moral bozukluguna neden olmus ve buna yenilerinin eklenmemesi icin ne gerekiyorsa yapilmaliydi.Her türlü yol artik "mübah"ti.Askeri,siyasi,kültürel,inancsal,psikoloj ik her türlü calisma icin kollar sivanmisti.

Beyazid, Fatih , II.Beyazid,Yavuz,Kanuni ve ardillarinin yillarca yapamadigini önce Ittihat Terakki, sonrasinda da onun ve Osmanlinin borclarida dahil gecmisini tamamen kabüllenen ve sahiplenen yeni yapi yapmaya calisacakti bu kez.Sahnede simdi de onlar vardi.

1935 yilinda Sükrü Kaya Mecliste;

"... 1876 senesinden beri bugüne kadar muhtelif tarihlerde muhtelif kuvvetlerle on bir askeri harekat yapılmıştır. Fakat... asıl askeri harekat icap ettiren hastalık, ne tahlil ne de tedavi edilmiştir. Yalnız hafifletilmiştir. Cumhuriyet devrinin şiarı... asıl hastalığı tedavi eylemek olduğu için burada da medeni usullerle bir tedbir düşündü ve bu programı ile memleketin her yerinde olduğu gibi buraların da Cumhuriyetin feyizlerinden istifade etmesini temin edecektir..." derken aslinda gecmisin devami oldugunu,Dersimi yok etmek icin gecmisten beri yapilanlarida bir yerde itiraf etmektedir.

Burada bir kavramin aciklanmasinda fayda var:
Bircok yerde ve konusmalarda, yazismalarda gecen "tedip" kavram olarak; edeplendirmek, terbiye etmek, uslandırmak, haddini bildirmek anlamına gelmektedir. (Abdullah YEĞİN, Osmanlıca Türkçe Yeni Lügat, Istanbul 1983, sayfa 697; Pars TUĞLACI Okyanus Ansiklopedik Sözlük, Cem Yayınevi, Cilt 9, Sayfa 2798).

Osmanlidan yirminci yüzyila kadar büyüyen bu "ciban" , "terbiye edilmeli ve haddi bildirilmeli"ydi.

Dersim Alevi-Kirmanc Soykirimi:

Devletci ve asimilasyoncu kesimlerin Dersimi siradan bir asiretler ayaklanmasina indirgemeleri, feodalizmin yeni düzene baskaldirisi olarak degerlendirmeleri;buna da bazi kisi ve cevrelerin ayak uydurmasi ( bilincli yada bilincsiz bir bicimde) Dersimin Alevi-Kirmanc Katliami gercegininin üzerini örtmeye yetmemektedir. Onlarin Dersim tarihleri 1937-38 den itibaren baslar ve biter.Öncesi yoktur. Amentüleri asiret yapisi ve Seyit Rizadir.
Osmanlinin, Türk-Islam sentezinin yüzyillardan beri Alevilige , Alevilere olan düsmanligi ve yok etme politikasi bir kalemde silinip atilir. Kemalizme sonsuz sadakatin de etkisiyle gözlerine inen perde sayesinde yüzyillik katliamlar serisi basit birsekilde asiretlerin baslattigi "terörize"ye dönüstürülür.Karsi gelen, hakkini arayan herkes ya terörist ya asiret reisi yada baldiri ciplak eskiyadir.Bu psikolojik savas bazilari üzerinde basariyada ulasmistir.
Oysa ki besyüz yila yakin bir tarih incelense hersey kendiliginden ve bütün gercekligiyle ortaya cikacaktir.

1937-38 neden degil sonuctur.Neden ve amac yukarida anlatilmaya calisildigi üzere 1473 ten günümüze kadar olan sürecin bütünsellik icinde kavranilmaya calisilmasiyla anlasilabilir.

Dersim 1937-38 de yasanan olaylar egemenlerce planlanmis,uygulamaya konulmus bir katliam ve soykirimdir.Dersimliler bu olaylarda saldiri degil savunma durumundadirlar. Yüzyillardan beri sürdürülegelen bir Jenosid planinin yeniden ve artan bir oranda hayata gecirilmesidir.Bu miras Osmanlidan kalmadir ve baslangici yüzyillar öncesine dayanmaktadir.

Aleviler ve Alevilik Dersimde 1938 den itibaren degil 500-600 yildan beri yokedilmeye calisilmistir.Bazen siyasi yönleri öne ciksa yada cikarilmaya calisilsa da amac ve sürec günümüzde de hala devam etmektedir.


Metin Kahraman



Dipnotlar:

Bava* ; Kirmancki bir kelime olan Bava Alevilikte yol önderine verilen bir addir.Bavalar hiyerarsik bir sekilde Pir`e,Pirler Rayver`e,Rayverler de Mürsit`e baglidir.Dersimde bulunan 12 Ocaga bagli olan Bavalar talipleri olan asiretleri belirli dönemlerde ziyaret ederler, dini inanclarinin gereklerini yerine getirirler.

Mülkü Rum*; Sivas ve cevresini icine alan Alevilerin yasadigi cografyasina verilen addir. Mülkü Kizilbas; Alevilerin yasadigi ülke-cografya
Surhu Ser Cemmi*; Kizilbas-Aleviler.

Kirdasi : Kirdasiler de "Milete Ma" denilen halkin parcasi olup Alevi inancina mensup Kirdaski konusan topluluktur. 




























Jandarma Genel Komutanliginin Dersim Raporu:

Dersim ve Kizilbasliga Devletin Bakisi












 


 
 























































general-alpdogan-dersim-kurtleri-ile-konusuyor-1937.jpg

Dördüncü Umum Müfettişi Korgeneral Abdullah Alpdoğan   (1937).












M.Kemalin manevi kizi olan Sabiha Gökcenin anlatimlarindan Dersim:




HAREKATTAN BIRKAC DAKIKA ÖNCE

Dersime ucuyordum.Asker meslektaslarımla birlikte isyancıları susturmak görevini almıstım.Atatürkün verdigi silahta üzerimdeydi.Ulusum icin ilk kez büyük bir ise gidiyordum.Makbule Atadan hanımefendi: „Korkuyormusun?“ diye sordu.Güldüm.“Bölgeye barısı saglamak icin gidiyorum.Korkan insanın barıs icin savasması mümkün mü?“

ISTE ELAZIG-DERSIM HAREKATINDA GÖREV ALANLAR

Ulusal Kurtulus Savasının bilincine varmamıs cıkarcı kücük bir grubun ülkeyi kana bulamasına asla müsadee edemezdik.Bu nedenle Munzir Dagları üzerinde ucacak, ceteleri oldukları yere hapsederek bu maceraya son verecektik.
Biz barıs icinde yasamanın özlemini cekiyorsuk hep.Mustafa Kemal Pasa da barısın dünyadaki en büyük sembolü idi.Görevimizi basarı ile tamamlamaktan baska birsey düsünmüyorduk.Yazıkti bu milletin cocuklarına...


MAKINELI TÜFEK KONTROLÜ

Ne olur ne olmaz diye bir de makineli tüfek kontrolü yapıyor,silahı yaglıyor,mermileri sayıyor,herhangi bir taarruza ugradıgımızda ne yapacagımızı birbirimize anlatıyorduk.Ben Atatürkten aldıgım direktif üzerine , sayet ucagımız düsecek olursa derhal silaha sarılacak ve asla asilerin eline sag olarak gecmiyecektim!.Önce onlarla dögüsecek, sonra da son kursunu kendi beynime sıkacaktım.





Istanbul Vilayeti Yüksek Makamina


Dört ay evvel askerlikten terhis edilerek , yollarda calismak sureti ile memleketim Pülümürün Göneli köyüne gittigim zaman aile- evimizin kardesimle birlikte Arac`a hükümetimizce nakledildigini görerek Divriki Iskan Dairesine müracaat ettim.Iskan memurlugunca Erzincan a mahalli mürettebemiz sorularak beni Tekirdaga tefrik ettiklerini bildirerek bir kafile ile buraya geldim.

Fakat aile meskenimiz ve kardesim ailesi ile Arac`a gönderildikleri halde benim yaliniz ve kimsesiz Tekirdaga gönderilmekligim hayat ve idare ve rabitaen cihetinden beni perisan edecegi cihetle keyfiyetin lütfen tetkik ve Tekirdaginda imkani hayat bulamiyarak ve bu fakir halimle aile yuvama hasret kalarak mahvolacagimdan kardesimin bulundugu Arac`a benimde dahi gönderilmekligim hususuna yüksek müsaade ve delaletinizi derin saygi ile yalvararak dilerim. 4 / 10 / 1938

Sirkecide Iskan Misafirhanesinde

Ismail oglu Sükrü